“İyilik Timi”, beş arkadaşın verilen bir okul ödeviyle başladıkları iyilik girişimlerinin, zaman içinde nasıl büyüyüp gerçek bir iyilik hareketine dönüştüğünü anlatıyor.
Künye
“İyilik Timi”, beş arkadaşın verilen bir okul ödeviyle başladıkları iyilik girişimlerinin, zaman içinde nasıl büyüyüp gerçek bir iyilik hareketine dönüştüğünü anlatıyor.
Asel, Eslem, Arhan, Bilgin ve Dilek aynı okulda okuyan beş yakın arkadaştır. Bir gün öğretmenleri sınıfa bir “iyilik projesi” ödevi verir. Onlar da birlikte bir şey yapmaya karar verirler. Bilgin’in fikriyle bir çikolata şelalesi kurarlar. Çikolataları önce sınıftaki arkadaşlarıyla paylaşır, ardından bu fikri biraz daha geliştirerek Sevgi Evleri’ndeki çocuklara götürürler. Bu süreçte hem birlikte üretmenin hem de birini mutlu etmenin nasıl bir his olduğunu fark ederler. Bu deneyimden sonra iyilik yapmaya devam etmeye karar verirler. Kitap kulübü kurar, küçük etkinlikler düzenler, insanları bir araya getiren çalışmalar yaparlar ve bu süreçte kendilerine “İyilik Timi” adını verirler. Bir gün mahallelerinde SMA hastası bir bebek olduğunu öğrenmeleriyle işler daha da ciddileşir. Bu kez amaçları sadece bir proje yapmak değil, gerçekten yardım toplamaktır. Bağış kampanyası için afişler hazırlar, insanlarla konuşur, ellerinden geleni yaparlar. Çabaları sayesinde gerekli parayı toplamayı başarırlar ve bebeğin tedavi sürecine katkı sağlarlar. Bu deneyim, onlar için bir dönüm noktası olur. Başka SMA’lı çocuklar için de yardım kampanyaları düzenlemek ve iyilik hareketlerini büyütmek için çalışmaya başlarlar.
Kitap, çocuklara iyiliğin küçük adımlarla başlayıp zamanla büyüyebileceğini gösteriyor. Aynı zamanda iyiliğin emek isteyen, karşılık beklemeden ve içten gelen bir şekilde yapılması gereken bir şey olduğunu da hissettiriyor. Hikâye boyunca çocuklar yardım ettikçe hem başkalarının mutlu olduğunu görüyor hem de kendilerini daha güçlü ve değerli hissetmeye başlıyor. Böylece iyiliğin sadece karşı tarafa değil, yapan kişiye de iyi geldiği fikri açıkça ortaya çıkıyor.
İyilik Timi’nin verdiği önemli mesajlardan bir diğeri de birlikte hareket etmenin gücü. Beş arkadaş tek başlarına değil, bir ekip olduklarında bir şeyleri gerçekten değiştirebildiklerini fark ediyor. Dayanışma, paylaşma ve birlikte sorumluluk alma hikâyenin merkezinde yer alıyor.
Kitap ayrıca satır aralarında kültürel mirasa da sık sık yer veriyor. Karagöz ve Hacivat’tan türkülerle paylaşılan anlara, birlikte oynanan geleneksel oyunlardan geçmişte yapılan yardımlaşma örneklerine kadar pek çok unsur hikâyeye doğal bir şekilde yedirilmiş. Bu ayrıntılar, iyiliğin sadece bugüne ait bir şey olmadığını; geleneklerimizle, değerlerimizle ve geçmişten gelen paylaşma kültürüyle iç içe olduğunu hissettiriyor.
Öte yandan hikâye biraz ideal bir dünyada geçiyor. Herkes iyi niyetli, çocuklar oldukça bilinçli ve işler çoğu zaman yolunda gidiyor. Gerçek hayatta iyilik yaparken yaşanabilecek zorlanmalar, hayal kırıklıkları ya da insanların her zaman destek vermemesi gibi durumlar yer almıyor. Bu da kitabı duygusal olarak güvenli kılıyor ama zaman zaman gerçek hayattan uzak hissettirebiliyor.
Genel olarak İyilik Timi, çocuklara iyiliğin küçük bir yerden başlayabileceğini, emekle büyüyebileceğini ve birlikte yapıldığında daha güçlü olabileceğini hissettiren bir kitap. İyiliği bir görev değil, içten gelen bir seçim olarak gösterirken, bunu aynı zamanda kültürel bir mirasın parçası olarak sunması kitabın önemli güçlü yanlarından biri.
-Hikâyede geçen iyilik örneklerini konuşup “Bizim çevremizde yardıma ihtiyacı olan biri var mı?” ya da “Okulda, evde ya da mahallede küçük bir şey yapabilir miyiz?” gibi sorularla çocuğun dikkatini kendi yaşamına çevirebilir ve iyiliğin sadece kitapta değil, günlük hayatta da mümkün olduğunu fark etmesine yardımcı olabilirsiniz.
-İyilik yapmanın bazen zor olabileceğini ve herkesin her zaman yardım edemeyebileceğini konuşmak, çocuğun daha gerçekçi bir bakış geliştirmesine yardımcı olabilir.
-SMA gibi ciddi bir sağlık konusunun hikâyede yer alması farkındalık açısından önemli. Ancak çocuğunuz bu hastalığı ilk kez bu kitapta duyabilir ve bu da soru sormasına neden olabilir. Bu noktada hastalığı korkutmadan, kısa ve yaşına uygun bir dille açıklamak ve çocuğun sorularına alan açmak faydalı olur.
-Kitaptaki karakterlerin birlikte hareket etmesini örnek alarak, “Bir işi tek başına mı yapmak daha zor, birlikte mi?” gibi sorularla çocuğun iş birliği üzerine düşünmesini destekleyebilirsiniz.
-Hikâyede geçen geleneksel oyunlar, türküler ya da kültürel göndermeler üzerinden “Sen bunlardan hangisini biliyorsun?” gibi sohbetler açmak, çocuğun hem kültürel bağlarını hem de metinle kurduğu ilişkiyi güçlendirebilir.