Sınır koymak neden bu kadar zor?

Bazen sınırın nereye çizileceğini belirlemek kadar nasıl çizileceğini bilmek de zorlayıcı olabilir.

Çocukların kendilerini güvende hissederek büyüyebilmeleri için onlara sunulan dünyanın net sınırlar içermesi gerekir. Net sınırlar çocukların güvenli bir alan içinde ilerleyebilmelerini ve keşfedebilmelerini sağlar. Tam bu noktada ebeveynlerin görevi de çocukları için bu güvenli sınırları oluşturabilmektir. Sınırın net belirlenmiş olması ebeveyn açısından da rahatlatıcıdır, çünkü ebeveynler de bu sayede çocuklarına nerede müdahale etmeleri gerektiğini net olarak bilebilirler. Ancak bu her zaman söylendiği kadar kolay olmayabilir. Bazen sınırın nereye çizileceğini belirlemek kadar nasıl çizileceğini bilmek de zorlayıcı olabilir.

Ebeveynler açısından bakıldığında sınır koymak neden bu kadar zorlayıcıdır? Sınırlar üzerindeki kafa karışıklığı nereden kaynaklanır?

  • Sınırlar ile ilgili en zorlayıcı konulardan biri ebeveyn olarak sınırlarla kendi ilişkimizdir. Çocuklar ebeveynlerinin sözcüklerinden önce onların davranışlarını izledikleri için sınırlarla olan ilişkilerimiz büyük olasılıkla sınırlarla ilgili söylediklerimizden daha öncelikli gelir. ‘Yetişkin olarak koyduğumuz sınırlara uyuyor muyuz?’  sorusu çocuğumuza nasıl bir örnek olduğumuzu belirliyor. Örneğin çocuğumuza tablet kullanımıyla ilgili sınırlamalar getirdiğimizde kendi tablet kullanım sürelerimizi de düşünmemiz gerekiyor.
  • Sınır koymadaki bir diğer zorluk sınırların ebeveynler için anlamı ile ilgili olabilir. Ebeveynler çocuklarına sınır koyduklarında çocuklarının özgürlüklerini kısıtladıklarını düşünüp rahatsız olabilirler. Oysa sınırsız olan bir dünyada özgürlükten bahsetmek mümkün değildir. Sınırlar bir birey olarak toplumda bizim özgürlük alanımızı belirleyen görünmez çizgilerdir. Bunu öğrenen çocuk toplum içinde var olabilmeyi ve kendi sınırını koruyabilmeyi öğrenir. Öte yandan başkasının sınırlarına saygı gösterebilmeyi ve empati becerisini de geliştirebilir.
  • Bazen de ebeveynlerin yetiştirilme tarzlarındaki farklılıklar kendi çocuklarını yetiştirirken onları sınırlar konusunda farklı yönlere itebilir. Örneğin çok kısıtlayıcı yetiştirilmiş bir ebeveyn kendi çocukluğunu incinmişliklerle, üzüntülerle beraber hatırlayabilir. Bu kadar kısıtlayıcı yetişmiş olmanın getirdiği rahatsızlık ile kendi ebeveynliğini sorgular ve her zaman böyle olmasa da bu durum sıklıkla ‘sınırların’ kötü olarak etiketlenmesi ile sonuçlanır. Daha sonra ebeveyn kendi çocuğunu sınırlar sebebiyle bu kadar üzdüğünde vicdan azabı çeker ve koyması gereken sağlıklı sınırı ortadan kaldırır.
  • Bazen sınırlar çok net, çok belirlidir ve ebeveynler bu konuda çok tutarlıdır. Ancak yine de ebeveynler yapılan açıklama karşısında çocuklarının hemen kendileriyle iş birliğine girmelerini bekleyerek hayal kırıklığına uğrayabilirler. Bu durum da sınırlar konusunda net bir duruşta kalmayı engelleyerek ebeveyni yıpratabilir. Oysa çocuklar yaşları gereği her zaman iş birliğine açık olmayabilirler. Sizi anlayabilseler bile sağlıklı gelişimleri için itiraz edebilme, hayır diyebilme becerilerini geliştirmelidirler. Bazen uygun bir açıklamanın ardından gelen bir itiraz hakkı çocuğa kendisini savunabilme yetisi kazandırır.
  • Sınırlar konusunda ebeveynleri zorlayan bir diğer konu ise çocukların bu sınırlar karşısında hissettikleridir. Hemen hemen herkes için bir engel ile karşılaşma, istediğimiz bir şeyin olmaması sonucu üzülmemiz normal, hatta sağlıklıdır. Çocuklar da sınırlar karşısında çoğu zaman bu sağlıklı tepkilere kapılırlar. Ebeveynler koydukları bir sınır sonucu çocuklarının üzülmesi karşısında kendilerini suçlu hissedebilirler. Ancak hayal kırıklığı, üzüntü, yas olmadan büyüme olamaz. Ebeveynlerin üzerinde düşünmeleri gereken asıl soru; ‘bir durum karşısında “hayır” dediğimizde çıkacak olan duyguya yeterince hazır mıyız?’ sorusudur.

Sınır koyma konusunda bilgimiz olmasına rağmen çocuklarımıza sınır çekmekte zorlanabiliyoruz. Koyduğumuz sınırdan rahatsız olmak, çocuğumuzu üzdüğümüzü düşünmek, bazen üzülmeleri karşısında suçlu hissetmek, hayal kırıklıkları ve bunun gibi pek çok duygu sınırlar konusunu ebeveynlere karşı yüklü bir paket haline getirir.

Ebeveynin düşünceleri, davranışları ve bakış açısı ile bu kadar iç içe geçmiş bir konuda ne yapılmalı?

Herhangi bir sınır belirlemeden önce bu sınırın o ebeveyn için önemini bulmakla işe başlamak gerekir.  Bu sınırın koyulmasının ebeveyn için yaratacağı fark belirleyici bir kriter olabilir. Örneğin “bu çocuğum için tehlikeli” ya da “bu çocuğumun sağlığını etkileyebilir” gibi kriterler sınırın belirleyiciliğini ebeveyn için kolaylaştırabilir.  Böylece çocuğun hayatında sağlıklı sınırı belirlemedeki muğlaklık azalır.  Anne baba olarak her birimiz farklı ailelerden geldiğimiz için farklı bakış açılarına sahip olmak kaçınılmaz bir gerçektir. Ancak sınırlar söz konusu olduğunda bunu konuşmak ve diğer ebeveynin duruşuna saygı göstermek önemlidir. Belirlenen kriter sonucu eğer bir sınır koyulması gerekliyse bunu çocuğuna net bir şekilde açıklamak gerekir. Çocuğun dünyayı algılayışındaki güvenlik içinse ebeveynler bu sınırlarda çoğu zaman tutarlı olmaya özen göstermelidirler.

Kaynakça

  1. Aletha Solter, Çocuk Yetiştirme Rehberi, Kuzey Yayınları, 2009.
  2. Alfie Kohn, Koşulsuz Ebeveynlik, GörünmezAdam Yayınclık, 2017.
Yazarımız Börte Özdemir Hakkında
İstanbul Üniversitesi’ndeki Psikoloji lisansının ardından Bilgi Üniversitesi Klinik Psikoloji Yüksek Lisans programını tamamlamıştır. Profesyonel seviye Deneyimsel Oyun Terapistidir. Uzun yıllar travma alanında eğitimler almış ve saha çalışmalarına katılmıştır. Tavistock Bebek Gözlemi İstanbul grubunda iki yıl yer aldıktan sonra anne bebek bağı üzerine çalışmalarını genişletmiştir. Çocuklarda doğum travması dahil pek çok travma, davranış ve uyum problemleri; bebeklerde ise bağlanma problemleri üzerine uzmanlaşmıştır. Çeşitli kurumlarda çocuk ve ergenler ile klinik çalışmalarına devam etmekte, uzmanlara ve ebeveynlere yönelik eğitimler düzenlemektedir.
İlgili Yazılar